Kanyak Matarası

Doğanın Esiri Olan Balıkçı Köyü

Henüz küçücük bir çocukken hepimiz masalların gerçek olabileceği ihtimaline inanırdık. Ve masallardaki o hayal ürünü mekanlar, doğa üstü yerler bize hep çekici gelirdi. O yüzdendir ki, görsel olarak son derece estetik duran mekanları hep ‘’ masallardaki gibi ‘’ deyimi ile özdeşleştiririz.

İnsanlık tarihinin güya (!) bilinçlenmesinden itibaren doğal güzelliklerin bir takım bahanelerle, ticari amaçlar ile hep katledildiğini gördük. Katledilmek terimi sadece insanların acımasızca öldürülmeleri için kullanılmamalı. Çünkü özellikle günümüzde, hiçbir koruma gücüne sahip olmayan ve bize yaşamımız için gerekli olacak tüm avantajları sağlayan doğayı acımadan yok ediyoruz. Ve bizce asıl katliam bu. Üstelik bunu bilinçli olarak ve isteyerek yapıyoruz. Yani bu açıdan bakacak olursak, gitgide en vahşi kabilenin insanlarından bile daha vahşi daha yabani oluyoruz. Bir de gitgide geliştiğimiz ve bilinçli bir yaşama sahip olduğumuz söylenir. Bu imkanların hiçbiri, üzerinde yaşadığımız ve bize sağlık vadeden doğa olmadığı sürece, daha fazla var olmayacak şeyler.

Eskiden insanların daha mutlu ve daha sağlıklı olduğu hikayesini mutlaka duymuşsunuzdur. Bu bir hikaye değil aslında. Çünkü eskiden insanlar doğa ile iç içe yaşarlardı. Ektikleri ve özenle çalıştıkları, zevkle ilgilendikleri tarlaları sayesinde meyve ve sebzelerin en güzelini yiyip, çevreyi kirletecek araçlardan uzak olan havanın da en oksijenlisini solurlardı. Bütün bunlar bünyelerine sağlık, sağlıklı bünye de kişiye mutluluk katıyordu. Sonra, insanlığı bir devrim noktasına getiren o teknolojik aletler ve daha çok kesime hitap etmek için alan genişlemesine giden zihniyetler sayesinde yeşil alanlarımızdan bir bir vazgeçtik.

En kötüsü de kendi isteğimizle bilinçli olarak yok ettiğimiz doğamızı, bir daha asla geri getiremeyecek kadar geç kalacak olmamız. Ve şu an yaşananlara bakacak olursak da o zaman hızla yaklaşıyor. Çocuklarımız için son derece özenerek hazırladığımız gelecek planlarının arasına, ne yazık ki sağlıklı bir doğa, yemyeşil çayırlar, dünyanın her bir köşesine yayılmış ormanlar, tertemiz bir hava ve tek bir kimyasal yüzü görmemiş denizler dahil olamayacak. Çünkü hayatımızın her anı, ticaret, teknoloji ve yatırımla geçiyor. Onları da bu değerlerle büyütüyoruz farkında olmadan. Ve böylece birçok insan doğayı koruma bilincine sahip olamıyor. Yaşadığı yere, soluduğu havaya saygısı olmayan insanlar olarak yetişiyoruz. Ve sonra bizden, birbirimize karşı saygı göstermemiz bekleniyor. Bunların her biri birbirine bağlı ve derinlemesine incelenmesi konular. Durumlar bu şekilde ilerlerken, doğanın hala daha bizim için ilginç sürprizler planlıyor olması da son derece duygulu. Artık doğanın esiri olan balıkçı köyüne gelelim. Doğanın esiri olan balıkçı köyünün son derece ilginç bir hikayesi var.

Terkedilmiş Balıkçı Köyüne Doğa Sahip Çıktı

Çin’ in geniş bir bölgesini kapsayan ve 400 adasının içinde yer alan Gouqi Adası, aslında önceden bir balıkçı köyü imiş.  Yıllar geçip de insanlar artık ana karada balıkçılık yapmanın daha karlı ve dolayısıyla da daha mantıklı olduğuna karar verdiklerinde adadan göç mevsimi de başlamış. Yavaş yavaş, adada bulunan herkes evlerini barklarını geride bırakarak adayı terk etmişler. Bu göçün ardından yıllar sonra, ada doğanın esiri olan balıkçı köyüne dönüşmüş. Evlerin her yerini, yollarını saran yeşillikler aslında çok da güzel bir manzara oluşturmuşlar. Ve oluşturdukları bu manzaranın eşliğinde köy gerçekten doğanın esiri olan balıkçı köyü olarak adlandırılmakta bizleri haklı çıkarıyor. Buradan da görüldüğü gibi, insanın uzak olduğu her yerde doğa kendi bildiğini okuyor.

ZİYARETÇI YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Hemen Satın Al
%d blogcu bunu beğendi: